Biz mantıklı insanların ‘sanat’ denince aklına gelen, dünyaca ünlü Salvador Dali, Pablo Picasso, Michelangelo, Vincent Van Gogh gibi isimlerdir diye düşünüyorum. Hayal dünyalarının ucu bucağı olmayan, fiziki dünyalarında ilgi çekici detaylardan ilham alan, muazzam yetenekleriyle inanılmaz sentezler üreten müthiş sanatçılardır.

Sanatçı kimliği 80’li yıllarda irdelenmeye ve ön plana çıkmaya başladı. Günümüz şartlarında ‘sanatçı’ kimliği, ne yazık ki insan davranışının etkileriyle birlikte algı/anlam karmaşası yaşadı. Neyin sanat olup olmadığı tabii ki tartışmaya açıktır fakat bizim konumuz bu değil. Konumuz, ‘arayüz tasarımcısı’na ve eserine sanatsal bakış.

Arayüz, işlev itibariyle son kullanıcı diye tabir edilen ‘ziyaretçi’ ile etkileşimi sağlamak, bilgi vermek ve bilgi almak için çizilir, yazılır. Tasarımcı ise beyaz tuvale gökkuşağı, anlam ve bakış açısı katan önemli biridir. Pablo Picasso’yu hatırlayalım. Eserlerini yaratırken fiziki dünyanın ilginç detaylarından ilham almıştır. Arayüz tasarımcısı da öyle diyebiliriz. Örneğin minimalizm kavramını ele alalım. Minimalizm, 60’lı yılların erken dönemlerinde görsel sanat olarak ortaya çıkmıştır ve günümüzde de popüler bir konsepttir. Sadece görsel sanatta değil, müzikte de kullanılmaktadır, etkileyici niteliğe sahiptir. Aşağıdaki örneği inceleyerek bunu görebilirsiniz.

Arayüz, tasarımcının hayal dünyasının ete kemiğe bürünmüş halidir. Eser sahibi; fiziki dünyadaki ve başkalarına ait hayal dünyalarındaki detaylardan ilham alır, kullandığı araç, teknik(mizanpaj, eskiz) ve teknoloji sınırları çerçevesinde uyarlanabilir her konseptten etkilenebilir, istediği kimliğe bürünebilir (post modernist, modernist, post minimalist, minimalist, apokaliptik, realist, sürrealist gibi). İsterse dm’den nude bile atabilir.

Uzun lafın kısası, arayüz tasarımcısı tuval üzerinde yağlı boya çalışan bir sanatçıdır. Ödüllü tasarımlar/sanatçılar bile vardır. bkz:(awwwards.com)

Önceki yazılarımdan birinde Front-End ile ilgili detaylı bilgiler paylaştım. Arzu ederseniz buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Son olarak, buraya tıklayarak Suzan TEPE YILMAZ’ın değerli yazısını okuyarak aydınlanabilirsiniz.