İş dünyası özellikle şu pandemi döneminde epey sıkıntıya girdi. Personel alımları azaldı, işten çıkarmalar arttı, iflas edenler de oldu, konkordato ilan edenler de. Biz kıdemli yazılımcılar, yazılım sektörünün ne derece kötü durumda olduğunu iyi biliyoruz. Kimseyi kandırmaya gerek yok arkadaşlar. Her şey apaçık ortada. Ama şimdi biraz sakin olalım ve konuya girişimizi yavaş yapalım ki duvara toslamayalım.

Geçtiğimiz 10-12 senelik zaman diliminde Türkiye’de sınırları içerisinde yazılım sektörü, kendini yeni teknolojilere adapte edebilmeyi kısmen başardı. Beynini kullanabilen yöneticiler, personellerine bu teknolojileri kullandırarak envai çeşit projeler oluşturttular(son kullanıcı bunu beğendi). Bir söz vardır “Çalışıyorsa dokunma” diye. Yordamsal çalışmanın zahmetini, eziyetini, anlaşılma zorluğunu henüz anlayamamış çok fazla insan var bu hayatta. Çalışıyorsa neden çalıştığını anlamak, araştırmak zorundasın arkadaşım. Bunu yapmazsan aynı problem başka zaman karşına çıktığında çok uğraşırsın, zaman kaybedersin.

Projeye bakıyorum; ne yorum satırı var, ne klasör sistemi var, ne kod düzeni var. Projeye tam bir kaos hakim. Bu durumda orayı sessizce terk etmiyoruz arkadaşlar. Üstüne korkmadan gidebilmek, onu anlamaya çalışmak, sizin kilometre taşınız olabilir.

Yıkık Projeyi Anlamak

Normal bir projeyi nasıl anlarız?

Hemen algoritmamızı yazıyoruz:

  1. readme.md dosyasına bak
  2. Eğer readme.md dosyası yok ise dosya ve klasör isimlerini oku
  3. readme.md dosyası var ise yönergeyi takip et
  4. Klasör yapısını incele. Eğer klasör yapısı MVC ise neyin nereden geldiği zaten bellidir.
  5. İlgili dosyayı bul
  6. Yorum satırlarını oku ve neyin ne işe yaradığını öğren
  7. Kod yapısına ve konseptini incele
  8. Sonra istediğin işlemi yapmakta özgürsün

Belki atladığım bir madde vardır siz kendiniz aşağıya yorum olarak yazabilir, algoritmaya katkı sağlayabilirsiniz.

Peki yıkık bir projeyi nasıl anlarız?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yıkık projeler “BEN MAKARNAYIM!” diye bağırır. Neyin nerede olduğu belli değildir ve belki de hiç yönerge yoktur. Şimdi size basit ve etkili bir teknikten bahsedeceğim. Bu tekniğin adı, ‘İLETİŞİM’dir.

‘İletişim’in anlamını buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz. Arkadaşlar. İnsanlar diğer faydaların yanı sıra bilgi alış-verişi için de iletişim kurarlar öyle değil mi? Algoritmamızı yazalım:

  • İşe koyulmadan önce derhal yönetici ile konuşup proje hakkında detaylı bilgi edin
  • Yönetici, proje hakkında bilgi sahibi değil ise projeyi devreden arkadaşı bulmak için elinden geleni yap ve proje hakkında bilgiye sahip ol(tatlı dilinizi kullanın arkadaşlar zira yılanı deliğinden çıkarıyormuş öyle diyorlar)
  • Hadi bulamadın diyelim, o zaman iş başa düşüyor. Her lanet dosyayı tek tek açıp kabaca incele ve neler gördüğünü, belirgin şeyleri bir kenara not al
  • Notlarını bir ağ kuruyormuşçasına ilişkili olanları birbirine bağlayıp bir sıraya koy

Bundan sonrası sizin kod bilginize kalmış. Sıra oluştuktan sonra kaosa düzeni siz getirebilirsiniz. Yıkık projeler sizin oyuncağınız olsun.

Algoritma candır.

8bitlikadam

Yöneticilere ve HR’lara Taş Atmayı İhmal Etmeyelim

Bre yönetici veya HR bozuntusu cahil insan. Birini işe almak öyle kolay değildir. Vizyonsuzluğun sayesinde yol verdiğin personelinden sonraki kişiye acı çektirmek istemiyorsan, yukarıdaki maddelerden kendine pay biç. Personelini eğit. Gelişimine katkıda bulun. Yeni konseptlere teşvik et. Vakit = nakit diyerek zavallı insanların sırtına basma. Son sözüm: Müşteri seni değil sen müşteriyi kontrol et, ipleri elinden bırakma.